utubets.com

YouTube transcript

Brain Tricks - This Is How Your Brain Works

Languages available: ar ar hr en en-GB fr el hi hu id ja ro sl es-CL es-ES tr ur

transcript:
Siz farkında olmayabilirsiniz ama beyniniz bilgiyi iki farklı şekilde işler. Bu fotografa baktığınız anda sarışın bir kadın olduğunu açıkça kızgın olduğunu ve bağırıp çağırmak üzere olduğunu anlarsınız. Hiç bir çaba sarfetmeden "HIZLI DÜŞÜNME" sürecine girdiniz. Fakat bu işleme baktığınızda farklı bir süreç içine girersiniz. Hemen bunun bir çarpma işlemi olduğunu anlarsınız. Ve çaba harcarsanız cevabı bulacağınızı bilirsiniz ama çaba harcamadınız. Çaba harcayacak olsanız kaslarınız gerilecek gözbebekleriniz büyüyecek ve kalp atışlarınız hızlanacak. Şimdi de YAVAŞ DÜŞÜNME yaşadınız. Hızlı ve yavaş olarak adlandırılan bu iki düşünme biçimi algımızın ve tepkilerimizin çoğunu oluşturur. Örneğin bu satırları ele alalım. Farklı uzunluklarda oldukları görülüyor. Fakat ölçecek olsanız göreceksiniz ki aslında hepsi aynı uzunlukta. Bu bilginin varlığında dahi, ilk düşünme sisteminiz ya da diğer adıyla hızlı düşünme, kendini göz yanılsamasından alamıyor; çünkü otomatik olarak hareket etmekte. Benzer bir etki burada da söz konusu. Hangi figür daha büyük? Yine tüm figürler aynı büyüklükte. Fakat perspektif ve derinlik, resim 2 boyutlu düz bir yüzeyde olmasına rağmen, sizin onu 3 boyutlu olarak algılamanıza sebep oluyor. Yine tüm figürler aynı büyüklükte. Fakat perspektif ve derinlik, resim 2 boyutlu düz bir yüzeyde olmasına rağmen, sizin onu 3 boyutlu olarak algılamanıza sebep oluyor. Hızlı düşünme sisteminiz mevcut bilgiyi hızlıca işleyerek algınızı açık tutuyor. İkinci sistem -ya da diğer adıyla yavaş düşünme-, olgunun peşinden gider; içgüdü ya da sezgiye inanmaz. Ikinci sisteminizi kullanılırken görmek ister misiniz? Size 4 haneli sayılar göstereceğim. Siz sayıları yüksek sesle okuyun ve her basamağa 1 ekleyin. Eğer kartta 3795 yazıyorsa doğru yanıt 4806 olacaktır. Bir sonraki karta da aynı şeyi yapacağız. Hazır mısınız? Haydi. Az sayıda kişi dört haneden fazlası ile başa çıkabilir, ama daha da zoru üç eklemek. İşin ilginç yanı, ikinci sistem tamamen devredeyken gözbebekleriniz büyüyor olsa bile siz kısmen kör olursunuz. Mesela yazıların renginin değiştiğini farkettiniz mi? Ya da yeni kart geldiğinde kenara koyduğum eski kartların üzerindeki sayıların değiştiğini? Şu bulmacayı dinleyin. Bir baseball sopası ve bir top 1 dolar ve 10 cent tutuyor. Sopa, toptan 1 dolar daha pahalı. Bu durumda top ne kadardır? Büyük ihtimalle aklınızın içinde bir ses 10 cent diye bağırıyor. Fakat bu birinci düşünme sisteminin cevabı ve biliyoruz ki yanlış cevap. Doğru cevap 5 cent olmalı. Doğru cevabı vermiş olsanız bile büyük ihtimalle öncelikle aklınızdan 10 cent geçti. Birinci sistem, olabilecek en hızlı ve en pürüzsüz bir şekilde cevap vermek için çalışır. Bu, günlük hayatımızda bize çok büyük yarar sağlar. Eğer her aktivite tam beyinsel kapasite kullanmamızı gerektirseydi, herşey çok yorucu olurdu. Fakat bunu bilmek bize ilk izlenimlerimizin her zaman doğru olmayacağını gösterir. Musa'nın gemisinde kaç çeşit hayvan vardır? Bazı kişiler bu sorudaki bozukluğun ne olduğunu algılayıp Musa denirken bir algı yanılsaması olduğunu çıkarsar. Aslında, Musa'nın gemisi yoktu. Nuh'un vardı. Tekrarlayalım, beynimiz olabilecek en az kaynakla en kusursuz çalışmayı hedefler. Musa da dinsel bağlamda anlamlandırılan bir kelime olduğu için birinci düşünme sistemimiz istemsizce Musa ve gemi arasındaki bağlantıyı yakalar ve soruyu anlamamızı sağlar. Yine benzer şekilde, birinci sistem bilmeden anlamayı sağlar. Yazılanları "ABC" "Ann approached the bank (Ann bankaya yaklaştı)" ve "12, 13, 14" şeklinde okumak oldukça basit olabilir. Fakat aslında, beyniniz bu muğlak ifadeleri siz farketmeden yorumladı. Bunu "A 13 C" veya "12 B 14" olarak da okuyabilirdiniz. Fakat beyniniz bilinçsizce bir bağlam oluşturdu. Ayrıca büyük olasılıkla, para ile ilgili bir işi olan ve veznelere doğru yürüyen bir kadını bir hayalinizde canlandırdınız. Fakat eğer bundan önce "nehrin üzerinde yavaşça kürek çekiyorlardı" diye bir cümle olsaydı, tüm sahne değişirdi. Çünkü "banka" ve "para" artık birbiri ile ilintili durumda olmazdı. Ortada apaçık bir bağlam yoksa, birinci sistem otomatik olarak bir önceki tecrübeye dayanan bir algı yaratır. Bu durumda, büyük olasılıkla nehirden daha çok bankada bulundunuz. Yani algınız da bu bağlamda şekillendi. Bu Ingilizce "Priming" ya da "astarlamak" denilen bir kavrama bağlanır. Örneğin ben "YIKAMAK" deseydim "SA_UN" kelimesindeki eksik harfi nasıl tamamlardınız? Çoğu insan SABUN der. Fakat ben "YEMEK" deseydim, bu sefer büyük ihtimalle "ÇORBA" derdiniz. Ben bu şekilde "yemek" ve "yıkamak" kelimeleri ile sizin düşüncenizi astarlamış oldum. Her ne kadar ikinci sistem kontrolde olduğunu düşünmekten ve ne olup bittiğini bilmekten hoşlansa da, araştırmalar kanıtlamıştır ki "astarlamak" düşünce ve davranış değişiklikleri yaratabilir. Bu birinci düşünce sisteminde oluşur ve bilinçli şekilde buraya ulaşamazsınız. Eğer içinde düşünme sistemleri hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, Daniel Kahneman'in "Thinking Fast and Slow" (Hızlı ve Yavaş Düşünmek) kitabına göz atın. Bu videonu tanım kısmına bir link koyacağım, kitaba oradan erişebilirsiniz. Cevabını öğrenmek için yanıp tutuştuğunuz bir sorunuz mu var? Bu videonun yorumlarına yazın ya da Facebook veya Twitter'da sorun. Daha fazla haftalık bilim videolari için bizi takip edin. Düşüncenin Gücü